Mini-Röportaj: Sonia Argint

Mini-Röportaj: Sonia Argint

Moda, sanat, müzik, spor, tıp, sosyal medya, eğitim ve daha birçok alanda kendini kanıtlamış ünlüler, influencerlar ve özel isimlerle yaptığımız röportajlar serisine devam ediyoruz. Serinin dördüncü röportajını Romanya’nın sevilen sunucularından Sonia Argint ile yaptık. Kendisi sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme konularında da topluma öncülük eden isimlerden birisi. Sonia’ya davetimizi kırmadığı ve bizlerle bu keyifli röportajı gerçekleştirdiği için çok teşekkür ediyoruz.

Mini-Röportaj: Sonia Argint

RD:

Sonia, sağlıklı yaşam denilince akla ilk gelen isimlerden birisin. Sağlıklı yaşamın sırrı nedir, bize açıklayabilir misin?

SONIA:

Benim için sağlıklı yaşam çok küçük yaşlardan beri bildiğim ve annemden öğrendiğim bir yaşam biçimiydi. Hareket etmek, sağlıklı yemek ve özgür, serbest düşünmek benim çocukluktan beri geliştirdiğim bir zevk ve bir yaşam biçimi oldu. Tabi akıl sağlığı ve ruhsal sağlığımız da bu yaşam biçiminin asla ihmal edilmemesi gereken bir parçası.

Annem aynı zamanda homeopati, akupunktur ve apiterapi gibi alternatif tedavi yöntemleriyle de alakalı olmuş ve benim bu konulara ilgi duymamı sağlamıştır. Bizim evde ilk yardım her zaman doğal ve doğadan yöntemlerle olmuştur. Dolayısıyla bir yetişkin olarak da bu yaşam biçimini devam ettirmem ve bu alanlara yönelmem gayet beklenen birşeydi. Bugün bilimsel olarak kanıtlanmış ve sağlıklı yaşam biçimi kategorisinde değerlendirilen şeyler aslında bunlar.

Sizlerin vasıtasıyla insanlara şu mesajı vermek anlamlı olabilir belki. Seçmiş olduğumuz yaşam biçimi fiziki görüntümüzün aslında bir tamamlayıcısı, yardımcısı. Fiziki görüntümüz tabi ki önemli, ancak şurası da bir gerçek ki iç dünyamız ve ruh sağlığımız aslında fiziki sağlığımıza da birebir yansıyor. Sağlıklı seçimler yapmak tüm hayatınızı etkileyecek bir karar. Gün be gün, an be an hayatımızı etkileyen ve bizi koruyan bir karar.

Sağlıklı yaşam için, bazı insanların dediği gibi, çok paraya ihtiyacımız yok aslında. Sağlıklı yaşam pahalı yiyecekler, vegan restoranlar, pilates kursları, vs. demek değil kesinlikle. Basit, idareli ve bilinçli tüketim ve yaşam demek. Bir seçim demek. Geleneksel bazı alışkanlıkları değiştirmek için irade ve yetenek demek. Hatta çok yakın zamanda bununla ilgili bir makale bile yazdım, çünkü insanlardan o kadar çok email alıyorum ki…Sağlıklı yemek, spor yapmak, vs. için paran olmalı, paran olmadan olmaz şeklinde…Makalemi BURADA okuyabilirsiniz.

Benim kişisel sırrım ise tutarlılık, disiplin ve bilinçli yaşam. Kısaca TDB. Bir yol yürümeye karar verdim ve bu yoldan asla dönmeyeceğim. Yoldan sapmalar olabilir ancak varmak istediğim yer sabit, değişmiyor. Özetle tutarlı, disiplinli ve bilinçli yaşam. Gelin her birini örneklendirmeye çalışayım.

Tutarlılık çünkü iyi alışkanlıklar zaman içerisinde inşa edilir. Psikologlara göre yeni bir alışkanlık 21 günlük tutarlı ve bilinçli bir eforla kazanılabilir. Ancak eski alışkanlığın değiştirilip yenisinin yerine konması 250 günün üzerinde çaba gerektirir. Disiplin kulağa çok askeri, sert ve sıkıcı gelebilir. Fakat disiplinden kastım kendini sevmekle ilgili birşey. Size iyi gelen şeyi bildiğinizde, neyi sevdiğinizi bildiğinizde ileriyi düşünerek buna göre hareket edeceksiniz. Açıkçası ben anlık bir keyif yerine sonuna mükemmel bir tatmin derecesine ulaşabileceğim uzun soluklu bir eforu tercih ederim. Bilinçli seçimler şu an nasıl yaşadığınla ilgili. Ne zaman yediğin, ne yediğin, ne içtiğin, nasıl hareket ettiğin, ne düşündüğün, zamanını nasıl geçirdiğin…Tüm bunlar senin yaptığın bilinçli seçimler…

RD:

doer.ro hareketinin kurucususun. Bu girişim neyle ilgili acaba?

SONIA:

Doer, hayat anlayışıyla, hayattaki tavrınla ilgili bir konsept. Biz, doer-lar, daha çok yapmak, daha çok değişmek ve daha çok olmak isteriz. Doer, yapmakla ilgili, diğerlerinden biraz daha fazla yapmak isteyenlerle ilgili ve aynı zamanda sadece yapmış olmak için değil doğru ve yapılması gerektiği gibi yapmak isteyenlerle ilgili.

Ben, yapmamız gereken görevleri, öncelikleri layıkıyla yapmamız gerektiğine inanırım. Bu özel hayatta olgunluk, çalışma hayatında da profesyonellik göstergesidir. En azından ben bu şekilde bakıyorum. Ve bu bakış açımı doer.ro websitesinde, @silversonia instagram hesabımda, “Sonia Argint” facebook sayfamda detaylıca anlatıyorum. Bu kanallarda, yaşam biçimi, ebeveynlik, eğitim, güzellik, seyahat, vb. ile ilgili faydalı, harekete geçirici ve tecrübelerime dayanan tavsiyelerde bulunuyorum. Ben, kendim, Kaizen felsefesine dayanarak sürekli bir gelişim içerisindeyim, böylece insanlara da daha kolay erişimim olan bilgileri aktarmak, benimle birlikte yol almalarını sağlamak amacı güdüyorum. Tabi ki bu kanallarda benim hayat amacımla bağdaşan, desteklediğim ve seçtiğim birçok ürünün, servisin de PR kampanyalarını yapıyorum.

Sizler için 10 maddelik Doer kuralları bile hazırladım. Umarım beğenirsiniz ve kullanışlı bulursunuz.

  1. Dünyada birşey değiştirmek istiyorsanız, buna kendinizden başlayın.
  2. Değişim hakkında konuşabilirsiniz. Veya değişimi yaşarsınız ve harekete geçersiniz.
  3. Kendinize tarihler verin. Sıkı, acımasız ve imkansız. Mecbur olmak asıl farkı yaratacaktır.
  4. Başladığınız şeyi bitirin. Bir kitap, bir egzersiz veya bir ödev. Problem mi yaşadınız? Çok güzel. Yaratıcılık sadece problemlerden doğar. Karakter de öyle.
  5. Hata ile arkadaş olun. Hata yapmazsanız öğrenemezsiniz. Öğrenemezseniz de gelişemezsiniz.
  6. Herkesin fikri vardır. Siz onları oldurun. Sıkı çalışma, cesaret ve doğrulukla.
  7. Enerjiniz en değerli hazineniz. İnanmadığınız işler için harcamayın onu.
  8. Optimizmi, olumlu düşünmeyi çalışın. Radikal bir değişim olacak.
  9. Yolun başındakilere yardım etmek için zaman ayırın. Öğrendiğinizi onlara da öğretin, sabırla ve empatiyle.
  10. Birşeylerin olmasını sağlamak çok güzel. Sizinle aynı hayale ve enerjiye sahip birileriyle birşeylerin olmasını sağlamak ise mükemmel.

RD:

Eminiz ajandan, takvimin çok doludur. Bize gelecekteki planlarından bahseder misin?

SONIA:

Açıkçası gelecek planlarım hakkında çok fazla konuşmam. Fakat, evet, sonbahar takvimim çekimler, etkinlikler, sunumlar, kampanyalar ve seyahatlerle dopdolu. Şimdiden hepsi için heyecanlanıyorum.

RD: 

Sonia, sen mutlu, kendine güvenen ve nazik bir insansın. Bu yüzünden de okunuyor açıkçası. Çocuklarına mutlu olmaları için ne tavsiye ediyorsun?

SONIA:

Kulağa ne kadar hoş geliyor. Bu güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. İyi birisi olmak istiyorum. Eğer böyleysem o zaman oğullarım için iyi bir rol modelim demek. Onlarla hemen hemen herşey hakkında konuşurum. Tabi ki bir genç olarak yapabilecekleri, konuşabilecekleri sınırlara kadar. Onları kritik etmek, eleştirmek konusunda cesaretlendiriyorum. Mutluluğa gelince, herkesin zaman içerisinde kendi yarattığı birşey mutluluk, nasıl düşündüğün ve hayata nasıl baktığınla ilgili…Hergün etrafımızda bizi neşelendiren, keyiflendiren ve mutlu eden şeyler oluyor. Fakat önemli olan bizim bunları görmemiz ve bu şekilde bakmamız. Çocuklarım bunu anlamakta hala biraz zorlanıyorlar tabi. Ben çok daha başka şeylerin önemli olduğu bir yaştayım, onlar ise farklı bir yaş ve dönemde. Her yaşın kendince güzelliği var ve her yaş kendi güzelliğiyle yaşanmalı.

RD: 

Son olarak, Sonia, Türkiye’ye ve Türk takipçilerimize  bir mesajın olur mu? Sonia Argint’ten özel bir mesaj…

SONIA:

Türkiye’yi ve Türkleri gerçekten çok seviyorum. Zengin kültürleri, yetenekleri, yaratıcılıkları ve çalışkanlıklarıyla gerçekten takdir ediyorum Türkleri. Bugüne kadar birçok kez tatile gittim Türkiye’ye ve hepsi inanılmaz güzeldi. İstanbul’a gittim mesela ki bence dünyanın en büyüleyici şehirlerinden birisidir, ve inanın her zaman gitmek isteyeceğim bir yer İstanbul. Büyüleyici Kapadokya’yı ziyaret ettim, Bodrum’a tatile gittim, beni benden aldı adeta. Bodrum’a bir daha bir daha gitmek için sabırsızlanıyorum. Antalya’daki sahil çocuklar küçükken bizim için inanılmaz keyifliydi. Listemde hala gitmek istediğim Alaçatı ve Fethiye destinasyonları var, mutlaka gideceğim. Türk arkadaşlarımdan öğrendiğim ve hala hatırladığım bazı kelimeler bile var. Örneğin, şimdi kahve içmek istiyorum! Güle güle! 🙂

Mini-Interviu: Sonia Argint

RD:

Sonia, ești un adevărat reprezentant al vieții sănătoase.  Care este secretul de a trăi sănătos?

SONIA:

Pentru mine a avea un stil de viață sănătos este un concept cu care am crescut datorită aplecării mamei mele către acesta. Mi-a fost cultivat din copilărie gustul pentru mișcare, pentru hrană sănătoasă, pentru gândire liberă – nu trebuie să omitem și latura mentală și spirituală din ceea ce definește un anumit stil de viață.

De asemenea, tot mama mea a fost cea care și-a îndreptat atenția către tratamente naturiste și alternative precum homeopatia, acupunctura, apifitoterapia. La mine acasă tratamentul de primă intenție a fost tot timpul din zona naturală. Așa că era absolut firesc ca și eu să ajung ca adult o practicantă a acestor obiceiuri. Care, iată, acum sunt puse sub pălăria unui stil de viață sănătos și sunt dovedite eficiente chiar de știință.

Ceea ce cred eu că ar trebui să ajungă la oameni ca mesaj și informație este că stilul de viață pe care îl alegem are doar în secundar legătură cu aspectul fizic, care desigur nu este ceva de neglijat. Sănătatea din interior se reflectă inevitabil și la suprafață. Dar a face alegeri sănătoase este o decizie pentru bunăstarea generală. Este cea mai eficientă formă de prevenție pe care o avem la îndemână zi de zi, moment de moment.

Nu ne trebuie sume mari de bani pentru asta, așa cum unii încă mai afirmă. Un stil de viață sănătos nu înseamnă alimente scumpe, ieșiri la restaurante vegane, abonamente la pilates sau alte săli de fitness și așa mai departe. Înseamnă simplu, cumpătat și conștient. Înseamnă o alegere de viață. Înseamnă voință, capacitate de înțelegere a individului și dorința de schimbare a unor obiceiuri ”tradiționale”. Am scris chiar recent un articol pe această temă deoarece am citit deseori comentarii ale unor oameni care susțin că trebuie să ai bani ca să faci sport, ca să mănânci sănătos etc. Vă rog să citiți articolul pentru eu consider că este util. https://doer.ro/un-stil-de-viata-sanatos-nu-trebuie-sa-fie-scump/

Revenind la stilul meu de viață, secretul este consecvența, disciplină, trai conștient! Pe scurt CDC! Îmi propun să merg pe un drum și nu mă abat de la el. Poate mai ocolesc, dar destinația rămâne aceeași. Așadar consecvență, disciplină și trai conștient. Și le voi dezvolta pe rând pe fiecare.

Consecvență pentru că obiceiurile bune se clădesc în timp. Potrivit psihologilor, deși poate dura aproximativ 21 de zile de efort conștient și consecvent pentru a crea un nou obicei, este nevoie de mult mai mult pentru a rupe un obicei existent. Chiar peste 250 de zile.

Disciplina este un concept care poate suna milităros, dur, neatractiv. Dar ceea ce îmi place să afirm despre disciplină este că ea este o formă de iubire de sine. Atunci când știi ce îți face bine pe termen lung, vei acționa în consecință pentru beneficiile viitoare. Personal, prefer să renunț la o plăcere de moment în favoarea unei super satisfacții obținute prin ceva efort.

Alegerile conștiente au legătură cu a trăi în moment. Când mănânci, ce mănânci, ce bei, cum te miști, ce gândești, cum alegi să îți petreci timpul.

RD:

Tu ești fondatorul doer.ro.  Despre ce este această inițiativă?

SONIA:

Doer este un concept de atitudine în viață, dincolo de vanity fair. Noi doerii suntem dispuși să facem mai mult, să schimbăm mai mult, să fim mai mult. Doer este despre a face, este pentru cei care vor să facă puțin mai mult decât majoritatea, este despre și pentru cei care nu fac ceva doar ca să bifeze, ci ca să iasă bine.

Consider că trebuie să realizăm calitativ sarcinile pe care le avem de îndeplinit. E o dovadă de maturitate (când vine vorba de viața personală) și de profesionalism (când vine vorba de locul de muncă). Cel puțin eu una așa văd lucrurile. Iar asta se reflectă în toată comunicarea mea pe site doer.ro, pe conturile de Instagram @silversonia și Facebook ”Sonia Argint”. Ofer informații utile, ușor de pus în practică și inspirate din experiențele mele, indiferent că vorbim de stil de viață, parenting, educație, frumusețe, călătorii etc. Pentru că eu însămi sunt într-o continuă evoluție, într-un fel de ”Kaizen”, simt că menirea mea sub această denumire este să ajut oamenii să evolueze alături de mine oferindu-le informațiile la care eu am acces mai facil. Desigur, este și un spațiu în care comunic diverse campanii de PR, toate însă alese la sprânceană, în conformitate cu valorile pe care le susțin și le practic.

Am chiar un decalog al doer-ului:

  1. Dacă vrei să schimbi ceva în lume, începe cu tine.
  2. Poți să vorbești despre schimbare. Sau poți să pui lucrurile în mișcare.
  3. Dă-ți deadline-uri. Strânse, brutale, imposibile. Urgența face diferența.
  4. Termină ce începi. O carte, un workout, un task. Ai întâlnit un obstacol? Ce bine. Creativitatea vine din dificultate. Tot așa și caracterul.
  5. Împrietenește-te cu eșecul. Dacă nu greșeșți, n-ai cum să înveți. Și dacă nu înveți, nu crești.
  6. Toată lumea are idei. Tu le faci să se întâmple. Prin muncă, îndrăzneală și integritate.
  7. Energia ta e prețioasă. Nu o risipi făcând lucruri în care nu crezi.
  8. Practică optimismul. Radical.
  9. Fă-ți timp să-i ajuți pe cei aflați la început de drum. Dă mai departe ce ai învățat, cu răbdare și empatie.
  10. E bine să faci lucrurile să se întâmple. E și mai bine să le faci alături de cei care au aceleași visuri și energie ca tine.

RD:

Agenda ta ar trebui să fie plină.  Ne poți spune despre proiectele tale viitoare, te rog?

SONIA:

Vorbesc rar despre planurile mele de viitor, dar da, agenda de toamnă începe deja să se umple cu filmări, evenimente de prezentat, campanii și călătorii. Pe toate abia le aștept!

RD:

Sonia, ești o persoană fericită, încrezătoare și bună.  Asta este atât de evident pe fața ta.  Ce le recomanzi fiilor tăi să fie fericiți?

SONIA:

O, ce frumos sună! Mulțumesc mult pentru compliment. Da, îmi doresc să fiu un om bun. Și dacă eu sunt așa, cred că băieții mei au un model bun de urmat. Vorbesc cu ei mult de tot și despre orice. Desigur, în măsura în care ei, adolescenți fiind, sunt deschiși să o facă. Îmi dau silința să îi îndemn către gândirea critică, o atitudine de care este periculos să ne lipsim. Cât despre fericire este o stare pe care fiecare și-o generează în anumite momente și este strâns legată de modul de gândire și de a privi viața. Zi de zi putem vedea în jurul nostru lucruri care să ne aducă bucurie și să ne facă fericiți. Dar trebuie să le privim în acest fel. Băieților încă le este greu să integreze acest tip de gândire. Sunt la o vârstă la care altele sunt lucrurile importante. Și e foarte bine să fie așa. Fiecare vârstă vine cu experiențele și înțelepciunea ei și trebuie trăite ca atare.

RD:

În sfârșit, Sonia, ai un mesaj special pentru Turcia și pentru cititorii turci?  Ceva special de la Sonia…

SONIA:

Iubesc Turcia și îmi plac foarte mult oamenii. Sunt un popor pe care îl admir pentru cultura bogată, talent, creativitate și putere de muncă. De-a lungul vieții mele am făcut multe vacanțe în Turcia și, fără excepție, toate au fost minunate! Am fost în Istanbul, pe care îl consider unul dintre cele mai fascinante orașe ale lumii și în care aș merge oricând. Am vizitat fascinanta Capadoccia, Bodrum m-a dat pe spate și abia aștept să merg din nou acolo. Plaja în Antalya a fost o bucurie atunci când copiii erau mici. Dar mai am pe listă anumite destinații precum Fethiye sau Alacati. Având câțiva prieteni turci, începusem cândva să învăț și cuvinte în turcă pe care încă le mai știu. J şimdi kahve içmek istiyorum! Güle güle!

274 kişi bu yazıyı okudu

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir